estetik cerrahiSitede şu an ziyaretçi var. estetik cerrahiBu sayfanın son güncellenme tarihi: estetik cerrahi    
 
duyuru2
Bookmark and Share

duyuru

        KÜLTÜR-SANAT HABER ARŞİVİ - 7

METALLICA, ISTANBULDA MUHTEŞEM BİR KONSER VERDİ!! (27 TEMMUZ 2008)
Yarım saat önce Metallica nın Türkiyedeki 3. konserinden çıkıp eve vardım. Sıcağı sıcağına yazıyorum size. Metallica yine muhteşem bir konser verdi. Resmen ellerinde ne var ne yoksa döktüler ortalığa; hiç bir masraf ve çabadan kaçınmadan mükemmel bir konser yaşattılar bize. Bu konser kesinlikle grubun daha önceki (özellikle 2. konserden) konserlerinden çok daha başarılı idi. Konser öğrendiğime göre saat 15:00 civarında başlamış ve ön gruplar (sword, pentagram ve down) sıra ile çıkmışlar; ben saat 21:00 de stada girdim ve metallica konseri saat 21:30 gibi başladı. Aklıma gelmişken playlist şöyle idi (konsere gelmemiş olanlar playlist e bakıp ağlasın!!):
00. extacy of gold
01. creeping death
02. for whom the bell tolls
03. ride the lightning
04. harvester of sorrow
05. welcome home (sanitarium)
06. leper messiah
07. ...and justice for all
08. no remorse
09. fade to black
10. master of puppets
11. whiplash
12. nothing else matters
13. sad but true
14. one
15. enter sandman
Bis:
16. last caress
17. motorbreath
18. seek and destroy

estetik cerrahi Birazda konserden kısa notlar vereyim:
estetik cerrahi Gördüğünüz gibi tamamen eski albümlerden çalındı. St. Anger dan hiç çalınmaması isabet oldu (grubun yeni bir röportajında son zamanlarda bazen saçmaladıklarını söylediklerini okudum; tahminim saçmalamakla kasteddikleri şey St. Anger albümü).
estetik cerrahi Konser başlamadan önce millet beklemekten sıkıldı ve tribünlerde oturanlar meksika dalgası yapmaya başladı. Hatta bir ara saha içindeki seyirciler dahi meksika dalgası yaptı. Dalgalanan bir insan denizi düşünün. Görüntü nefisti. Binlerce kişinin birlikte eğlenmesi daha da süperdi. Hatta bir süre sonra bu meksika dalgasına kendimizi o kadar kaptırdık ki ışıklar sönünce hatırladık metallica konserini. Gelecek stad konserlerinde meksika dalgasının geleneksel hale geleceğini düşünüyorum. Meksika dalgasını buradaki videoda görebilirsiniz..
estetik cerrahi Konser başlamadan önce Mustafa Sarıgül sahneye çıkıp konuşmak istedi ama tüm stadın yuhalaması sonucu bundan vazgeçti.
estetik cerrahi Işık, havai fişek, patlama efektleri mükemmeldi. Sahnenin iki yanından alevler fışkırdığında alevlerin sıcaklığını yüzümüzde hissettik. Yalnız, belirteyim, ben konseri yeni açık tribünden seyrettim. Yani sahnenin tam karşısından, stadın diğer ucundan!! Alevlerin sıcaklığını siz düşünün. En öndekiler az bişii yanmış olmalı alev gösterileri sırasında.. Alevlerin yaklaşık 5-10 metre yüksekliğe ulaştığını da eklemeliyim.
estetik cerrahi Önceki konseri hatırlayan var mı? İnönü stadı JASON!! diye inlemişti. Sonra ne oldu? Jason çeşitli sebeplerden gruptan ayrıldı. Yerine giren Trujillo ise bayaa efendi bir çocuk. Jason Newsted gibi değil. Şovda kesinlikle ön plana çıkmıyor. Tam Hetfield in istediği grup arkadaşı. Zaten Kirk Hammet mülayim bir adam; hiç bir konuda Hetfield e başkaldırmamış, ön plana çıkmamış, her şeye okey demiş. Jason ın gidip Trujillo nun gelmesi Hetfield in işine gelmiş. Metallica, gerçekten Hetfield in şahsi grubu (İron maiden in, Steve Harris in grubu olduğu gibi; ama Steve Harris konserlerde tek başına öne çıkmıyor, o ayrı). Dolayısı ile Hetfield konserde tam bir frontman idi; sahnenin yıldızı olmasını engelleyecek hiç bir unsur yoktu (o unsur yıllar önce bertaraf edilmişti).
estetik cerrahi Konser öncesi bilet almamıştım. Nereden bilebilirdim ki tüm biletlerin satılacağını. Ali sami yen küçük geldi Metallica seyircisine. Neyse ki kapıda karaborsa dan son derece makul bir fiyata tribüne bilet bulabildim (açık tribüne normalde 40 YTL den satılan biletlerden 50 YTL ye buldum). Stad konserinde tüm biletlerin satılması da ülkemizde pek görülmeyen bir şey..
estetik cerrahi Konsere dışarıdan 2000 civarında yabancı seyirci katıldığı söylendi..
estetik cerrahi One şarkısında daha önceki konserdeki gibi patlama efektleri ile ufak bir savaş sahnesi yaşattılar bize. Yalnız nedense One ın sonuna doğru ses biraz gücünü yitirdi, volüm düştü. One girişindeki patlama efektlerini ve şovunu buradaki videodan seyredebilirsiniz..
estetik cerrahi One şarkısı bitince ışıklar söndü. Ekranda sadece Hetfield in eli ve gitarı göründü. Önce eli ile metal selamı verdi, seyirci alkışladı, sonra bir daha, bir daha alkışlandı. Sonra elinin orta parmağı kalktı ve el hareketi çekti, diğer eli ile orta parmağını indirdi. İki eli arasındaki çekişme komikti. Sonra bir daha metal selamı verdi. Alkış koptu. Sonra birden Enter sandman i çalmaya başladı. Bu şarkının zaten enteresan bir girişi var, şarkı ansızın (ansızın kelimesi sanki bana verdiği hissi tam yansıtıyor) başlıyor. Bu ufak el gösterisi sonunda Enter sandman e girilmesi çok hoş oldu.. Hetfield in parmak şovunu buradaki videodan izleyebilirsiniz..
estetik cerrahi Konserin sonuna doğru insanların cep telefonlarına güngörendeki bombalama ile ilgili haberler gelmeye başladı. Bu olay tüm keyfimizi kaçırdı.
estetik cerrahi Sanitarium, one ve Sad but true yu özellikle bekliyordum. Bunlara ek olarak Enter sandman de olunca (ve diğer eski şarkılar) konser tadından yenmez bir hal aldı.
estetik cerrahi Staddaki binlerce kişi Master of puppets ı ve Nothing else matters ı bir ağızdan söyledi.
estetik cerrahi Önlerde birileri Welcome back diye bir pankart açtı. Hetfield buna cevap verdi; tekrar gelmekten mutlu olduklarını söyledi.
estetik cerrahi Konserin sonuna doğru Hetfield ilk kez gelenlerin elini kaldırmasını istedi. Seyircinin 90% elini kaldırdı. Bu seyircinin 90% ı ilk kez Metallica konserine geliyorsa, önceki konserlere gelen seyirciler neredeydi? Çok şaşırdım.. Daha önce seyrettik deyip gelmeyenler muhteşem bir gösteriyi kaçırdılar..
estetik cerrahi Bence bu konserde ön grup olmamalıydı (hele 3 ön grup hiç olmamalıydı). Bence saat 15:00 de stada girip öngrupları seyreden seyircinin canı çıktı ve Metallica konserine kadar enerjisi kalmadı. Memleketimizde 4 grup konser verdiğinde buna rock festivali deniyor biliyorsunuz. İşte bu gece de Metallicanın headliner olduğu bir festival idi aslında ve Metallica çıkana kadar seyircinin enerjisi büyük oranda tükenmişti.
estetik cerrahi One ın girişi (video youtube kaynaklıdır, Türkiye den internete giriyorsanız bu sayfayı www.vtunnel.com üzerinden görüntülerseniz videoyu seyredebilirsiniz):


estetik cerrahi Beni en çok şaşırtan, konserin görüntülerinin anında montajlanıp arkadaki ultra dev ekranda verilmesi oldu. Bir çok grubun konser çekimleri daha sonra post-prodüksiyon da işlenir, efektler eklenir, ses kayıtları elden geçirilir, uygun kamera açılarından uygun görüntüler montajlanır ve bu işler aylar alabilir. Metallica da ise tüm bu işler konser anında, real time yapıldı. Demek ki sahne arkasında çok deneyimli bir çekim ekibi ve müthiş bir yönetmen var. Vokal tam girdiğinde kameralar Hetfield i çekiyordu, sololarda gitaristlerin elleri çekiliyordu, sürekli çok iyi çekim açılarından görüntüler değişiyordu. Hatta Hetfield bir ara eskilere gideceğiz, en eski şarkılarımızı çalacağız gibi bir şey söyledi, ondan sonraki iki şarkıda çekimler sephia ve eskitilmiş efektli olarak verildi. Bence sadece dev ekranda verilen görüntüleri aynen DVD olarak yayınlasalar pekala güzel bir konser DVD si olur. Hatta, bu konser için o kadar uğraşılmış ki ileride DVD olarak yayınlanabileceğini düşünüyorum. Bir Metallica - Live in İstanbul DVD si kulağa hoş geliyor. Kameralar, yönetmenlik ve çekimler muhteşemdi; tek eleştirebileceğimiz nokta bir jimmy-jib kameranın olmaması olabilir. Jimmy-jib ile çekilen görüntüler son derece dinamik olduğundan konsere ayrı bir heyecan katıyor (bkz: Def Leppard ın Parkorman konseri).
estetik cerrahi Metallica nın 3 haziran 2008 tarihli Prag konserinden görüntüler (dev ekrana ve konser sırasında, anında bu ekrandan yayınlanan görüntülerin mükemmelliğine dikkatinizi çekerim):



estetik cerrahi Metallicanın yeni albümünün tanıtımı:


estetik cerrahi Konser resimlerini www.metallicakonserresimleri.com da görebilirsiniz
metallica
metallica
metallica

estetik cerrahi Metallica nın eski şarkılarıyla albüm öncesi tura çıkması, eski tarzımıza döndük şeklinde demeç vermesi, verdikleri röportajlarda bir ara saçmaladık demesi (St. Anger albümünden bahsediyorlar herhalde) bana gelen albümün yeni bir Master of puppets olabileceği izlenimini verdi. Merakla bekliyoruz.
estetik cerrahi Ekşi sözlükte birisi çok güzel yazmış: BU ÖYLE BİR KONSERDİ Kİ, BEN DAHA ÖNCE KONSER İZLEMEMİŞİM DEDİRTTİ!!! Tamamen katılıyorum.. Bu konserden öte birşeydi..
estetik cerrahi DİP NOT: Konserin ses kaydını yakında buradan indirebilecekmişsiniz. Sanırım 9-10 dolar bir ücret karşılığında..


ÖNEMLİ DUYURU!!!...........ÖNEMLİ DUYURU!!!.............ÖNEMLİ DUYURU!!!............ÖNEMLİ DUYURU!!!
Yıllar önce Bursa da Gezici Avrupa film festivalinde seyrettiğim bir kısa filmi arıyorum. Bu film 10-15 dakikalık, ONE SECOND isminde, diyalogsuz, siyah beyaz çekilmiş bir film. Site ziyaretçilerinden bu film hakkında bilgisi olan varsa bana ulaşmalarını rica ediyorum (oytunmd@gmail.com). Film, bir sokak görüntüsü ile başlıyor, işine giden insanlar, sokakta oynayan çocuklar var. Ama birden herkes, duvar dibinde duran, yüzü duvara dönük bir adamı farkediyor. Bu adamdan çevreye doğru resmen bir hüzün ve depresyonun yayıldığına şahit oluyoruz. Sanırım müzikleri de doom metal tarzı bir şeydi. Depresyon nasıl yayılır demeyin. Yönetmen nasıl yaptıysa bunu hissettirmeyi başarmış. Çok az filmde bu kadar yoğun duygu aktarımı gördüm. Bu inanılmaz filmi arıyorum. Koleksiyonunda olanlar, filmi nereden bulabileceğimi bilenler bana yazarsa sevinirim..
www.imdb.com da yaptığım araştırmada, 1969 yapımı One second in montreal adlı bir film gözüküyor. Sanırım aradığım film bu ama www.imdb.com da bile fazla bilgi yok. Örneğin www.imdb.com da filmin sessiz olduğu yazıyor ama ben festivalde seyrettiğimde doom metal tarzı bir müzik vardı, ki sonradan filme eklenmiş olabilir.

ÇOK ÖZEL BİR FİLM: LA ANTENNA (TELEPOLIS, THE AERIAL)
Bu film beni son zamanlarda en fazla şaşırtan film oldu. Tam festivallik bir sanat filmi. Ama yanlış anlamayın, sıkıcı, ne dediği anlaşılmayan, anlaşılmamak için çabalayan bir film değil bu. Siyah beyaz çekilmiş, sanat yönetimi açısından biraz Sin City yi ve Terry Gilliam ın Brazil ini andıran, mekanları ve filmdeki bazı fikirler açısından Fritz Lang in Metropolis ini ve Georges Melies in Aya seyahat filmini anımsatan, fantastik bir dünyada geçen çok orjinal bir film. Kesinlikle sıkmıyor, hatta şöyle bir bakayım diye filmi DVD player a koyduğunuzda başından kalkamıyorsunuz.
Filmdeki şehirde kimse konuşmuyor, çünkü sesleri çalınmış! İnsanlar konuştukça hemen önlerinde konuştukları cümleler yazı olarak beliriyor. Bu tuhaf durum bir çok espiriye zemin hazırlıyor filmde. Örneğin baş karekter (baba), hiç sevmediği eski karısını görünce onu yanındakilere şöyle tanıtıyor: my X wife! Bunu söylerken ekranda bu yazı beliriyor, ama x harfi kocaman bir X olarak eski eşin tam üstünde yazılıyor; çarpı şeklinde. Başka bir sahnede kötü adam bağırıyor: YAKALAYIN ONLARI!! Sonra elini yumruk yapıp sıkıyor ve hemen önünde belirmiş olan YAKALAYIN ONLARI! yazısı kırışarak avuç içinde kalıyor.. Filmde dublaj yapılacak herhangi bir konuşma olmadığını söylemeliyim. Film, siyah beyaz çekilmesi ve hiç diyalog olmaması açısından Luc Besson un ilk filmi Le Dernier Combat (Son Savaş) filmini hatırlatıyor. Filmdeki karekterler de olaylar kadar ilginç. Örneğin bir ses var ki çok karizma bir karekter. Ses, şehirdeki sesi olan tek insan olan bir kadın. İlginç olan şu ki, ses in sesi var ama yüzü yok! (yıllar yıllar önce, 70 li yıllarda TRT de yayınlanan Kaybolan Adalar adlı TV dizisini hatırlayan var mı? Orada Mr. Q vardı, kukuletalı, yüzü gözükmeyen.. Mr. Q yu hatırlayan varsa mail atsın bana :) böyle şeyleri bir tek ben hatırlıyorum sanki?) Bir de gözleri olmayan bir çocuk var. Ses olmayan bir dünyada, hele söylenen kelimeler yazı olarak okunurken gözlerinin olmaması çok kötü bir durum tahmin edersiniz. Filmdeki ilginçlikleri say say bitmiyor gördüğünüz gibi.
Film 2007, Arjantin yapımı ve bol efektli bir film için oldukça düşük bir bütçe sayılabilecek 1.5 milyon dolar gibi bir bütçe ile kotarılmış. Bir çok festivalde gösterilmiş. Çekimler 11 haftada tamamlanmış, buna karşın post prodüksiyon çalışmaları 1 seneden fazla sürmüş. Yönetmeni Estaban Sapir. Sapir, daha önce de Shakira nın 2004 tarihli videosu Live and off the record u yönetmiş; Telepolis ise yönetmenin 2. uzun metrajlı filmi.
Filmde bir çok mesaj da var. Sesleri çalınan insanlar (sus, sen sustukça elbet sıra sana da gelecek!), insanlara seslerini kazandırmaya çalışanların suçlu ilan edilmesi, medyanın insanlar üzerindeki hipnotize edici etkisi (tüm TV ekranlarındaki dönen spiral), tek bir kişinin medya patronu olması ve bunu kendi çıkarına kullanması...
Filmin bazı fragmanlarını ve sahne arkası görüntülerini aşağıdan seyredebilirsiniz. Tavsiyem, sinema sanatından zevk alıyorsanız bu filmi kaçırmayın; çünkü bu film emsali olmayan gerçek bir sanat eseri (devamının yada benzerinin çekileceğini hiç sanmıyorum). Yok, şayet sinemaya sadece eğlenmek için gidiyorsanız, yine de beğenmeniz muhtemel ama garanti vermiyorum.. Cinema without borders sitesi filme 5 üzerinden 4.5; www.imdb.com ise 10 üzerinden 7.8 vermiş..

Telepolis
Uploaded by apehs


Filmin sahne arkası görüntüleri:

MİYAZAKİ VE GHİBLİ ANİMASYONLARINI KAÇIRMAYIN!
Hayao Miyazaki ve Ghibli studios hakkında ne biliyorsunuz? Bilmiyorsanız bu günlerde ülkemizde Hayao Miyazaki nin yönetmenliğini yaptığı ve Ghibli stüdyolarında hazırlanmış animasyonlar sıra sıra DVD formatında yayınlanıyor haberiniz olsun. Miyazaki kim derseniz Japon animasyonunun en büyük ustalarından biri diyebiliriz. Tüm animasyonları insanı çocukluğuna götüren bir masal havası taşır. Eserleri o kadar sıra dışıdır ki, animasyonlarındaki karekterleri tek tek düşününce, insan Miyazaki nin bir sonraki eserinde ne gibi çılgın karekterlere yer vereceğini kestiremiyor. Miyazaki 1984 de yönetmenliğini yaptığı Rüzgarlı vadi (Nausicaa of the Valley of the wind) den sonra ünlü animasyon stüdyosu Ghibli yi kurmuş ve bundan sonraki eserlerini Ghibli studios adı altında üretmiş (bu arada rüzgarlı vadi animasyonu, Moebius un eserlerini sevenlerin ayrıca hoşuna gidecek; çünkü Moebius un Arzach karekterinden bariz alıntılar var). Zamanla, klasik cell-animasyonla bilgisayar animasyonunu ve bilgisayarla renklendirme işlerini birlikte uygulamaya başlamışlar. Bu karma çalışma sırasında çıkan eserleri kesinlikle bilgisayar animasyonlarının soğukluğunu taşımıyor.

Örneğin seyretmediyseniz 1997 yapımı olan Prenses Mononoke adlı animasyonu mutlaka görmelisiniz. Bu animasyonun Japonya da o dönem sinemalarda gösterilen E.T. yi geçtiğini ve 150 milyon dolar hasılat yaptığını belirteyim; daha sonra rövanşı Hollywood almış ve Titanik filmi, Prenses Mononoke nin rekorunu kırmış; daha sonra ne mi olmuş.. Miyazaki bir sonraki animasyonu Ruhların kaçışı (spirited away) ile Titaniğe kaptırdığı hasılat rekorunu geri almış!

Bir dönem yurtdışından getirttiğim -şu an ülkemizde Türkçe de yayınlanıyor- Digital arts dergisinde Prenses Mononoke hakkında çok geniş bir makale okumuştum. Makale, tamamen Prenses Mononoke deki doğa manzaralarının nasıl yapıldığı, nasıl renklendirildiği üzerine idi. Seyrettiğinizde göreceksiniz ki bu animasyonda muhteşen orman ve doğa manzaraları var. Tüm bu doğal görüntüler aslında bilgisayar programları ile renklendirilmiş ve onlarca ayrı program kullanılmış. İşte Miyazaki nin sanatının inceliği burada yatıyor. Onlarca bilgisayar programı ile kim bu animasyonu yapsa emin olun doğal bir görüntü yakalayamaz, bilgisayarların neden olduğu soğuk görüntüler ortaya çıkardı. Ama Miyazaki nin elinde son derece gerçekçi, sıcak ve doğal manzaralar ortaya çıkıyor. Keza filmlerinin senaryoları da öyle. Temelinde insancıllık, doğa sevgisi, dostluk ve barış var filmlerinde (Rüzgarlı vadi, Prenses mononoke, Ruhların kaçışı). Miyazaki tüm pozitif enerjisini filmlerine aktarıyor ve ağzımızı açık bırakan muhteşem filmlere imza atıyor.
Porco Rosso nun bir kısmını aşağıdan seyredebilirsiniz (fransızca malesef):
Miyazaki ve filmleri:
Miyazaki filmlerini küçük çocuğu olan ziyaretçilerime özellikle öneriyorum. Prenses Mononoke ve Porco Rosso (kırmızı kanatlar) a bayıldı bizimki mesela. Miyazaki filmleri zaten muhteşemken bunları ufaklıkla birlikte izlemek nasıl zevkli anlatamam. Siz de kendinizi bu filmlerden ve ufaklıkla birlikte seyretme zevkinden mahrum etmeyin.
Nausicaa da kullanılan karelerden biri (orjinal çizim):

Şu an ülkemizde çıkmış Miyazaki ve Ghibli studios filmleri:
estetik cerrahi Prenses Mononoke (Japonya da gişe hasılatında E.T. yi geçmiştir, tam 150 milyon dolar hasılat yapmıştır! En iyi yabancı film oscarında Japonyayı temsil etmiştir.)
estetik cerrahi Howl un yürüyen kalesi
estetik cerrahi Spirited away (ruhların kaçışı) (Japonya da gişe hasılatında Titanik i geçmiş, Berlin film festivalinde büyük ödülü alan ilk animasyon film olmuştur.)
estetik cerrahi Kiki s delivery service (Japonya da sinemalarda gösterildiği 1989 yılının en fazla hasılat yapan filmi olmuştur)
estetik cerrahi Rüzgarlı vadi Nausicaa
estetik cerrahi Laputa: Gökteki kale
estetik cerrahi Komşum totoro
estetik cerrahi Porco rosso (kırmızı kanatlar) (o tarihe kadarki en büyük hasılatı yapan animasyon filmi olmuştur)
estetik cerrahi Sihirli kedi
estetik cerrahi Yerdeniz öyküleri (Miyazaki nin oğlu yönetmiş)

Bu arada Vikipedi den öğrendiğime göre 1974 yılında çocukluğumuzun unutulmaz çizgi filmi Heidi de de sahne tasarım ve düzenleme üzerine görev yapmış Miyazaki. Hatta hatırlarmısınız bilmem Marko diye bir çizgi film daha vardı, sincabı ile dünyayı dolaşan bir çocuğun öyküsü idi. Miyazaki, Marko da da görev almış o yıllarda...
Büyük usta Miyazaki ile tanışın:



estetik cerrahiZiyaretçilerim hangi ülkelerden (son 24 saat):

ip-location

 
 


,¸¸,ø¤º°`°º¤ø,¸¸,ø¤º°`°º¤ø,¸¸ Bu site, en iyi şekilde, en az 1280 X 800 çözünürlük, İnternet Explorer son sürüm ile ve hızlı bir internet bağlantısı ile görüntülenir,¸¸,ø¤º°`°º¤ø,¸¸,ø¤º°`°º¤ø,¸¸